27 Ekim 2010 Çarşamba

MUSTAFA HAKKINDA HERŞEY



Film okumak tabiri film izlemek tabirinden daha önemli gelir bana. Çünkü herkes film izler ama filmi okumak biraz izlemenin ötesine geçip belli analizleri yapmayı belli sonuçlara varmayı gerektirir diye düşünüyorum. Kıymeti tartışılmaz zamanımızı dolduracak filmlerin seçimide çok önemli. Benim bu anlamda sıkıntımı gideren bir program oldu. Çünkü deneme yanılma izlemeleri yada genel olarak yorumların iyi olması bence bir filmi izlemek için yeterli değil. Bu anlamda bana yardımcı olan Tv Nette yayınlanan Mustafa Ulusoy'un sunduğu Film Şeridi programı . Program yazar, psikolog, senarist, yönetmen ve bir çok alanda uzman isimlerin film sahneleri üzerine yorumları ile sohbet havasında gerçekleşiyor. Bu program aynı zamanda arşiv oluşturmam noktasında önemli bir referans olmuştur.
Mustafa Hakkında Her şey filmi ara ara açıp izlenmesi gereken , dolu ve derinlikli bir film gerçekten. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir sloganıyla yola çıkan bu film aslında neden hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığı ile ilgili zamansal geçişler yaparak ve sarsıcı bir senaryo ile karşımıza çıkıyor.
Hayat öyle hızlı yaşanıyor ki , dolu dolu ama değerlendirmeden, ara ara geriye dönüp bakmadan yada çevremizi ne derece etkileyip etkilemediğimizi anlamadan kapitalist düzenin dayattığı tüketeceksin, düşünmeden bilinçli olmadan tüketeceksin(sadece maddi şeyler değil) mantığıyla çerçevelenmiş bir hayat. Belki dışarıdan rengarenk gözüken ama tatsız tuzsuz bir salata misali. Kahramanımızın bu anlamda  hayat ve yaşadıkları ile ilgili değerlendirmeleri geç kalmış bir zamanda gerçekleşiyor. Giden gidiyor, yitik sabit. Ama geç kalsada değerlendirmeler anlamı yakalamışsa birey kazanca odaklanılmalı , kaybedilenlere değil sanırım. Çok ayrıntı vermek istemiyorum ama gönül rahatlığı içinde tavsiye edebiliyorum . Çağan Irmak bence hep izlenesi filmler yapıyor. Ellerine sağlık...

12 Ekim 2010 Salı

A. ALİ URAL/YANGIN MERDİVENİ



"Rüzgar yüzüme vuruyordu.Vurulur mu yüze?"

"Bu da lazım; kazağımın eskidiğini fark ediyorum. Pantolonumun rengi birden atıyor, gömleğimin yakası daralıyor, ayakkabılarım su çekmeye başlıyor. Bu da lazım; bu tablo duvarımda ne güzel durur, bıçaklarım körelmişti, canım balık istiyor."

"Eczacının :"İyi görünmüyorsunuz"sözünü, "iyi görüyorsunuz" diye cevaplıyor."



Kocaelide gerçekleştirilen kitap fuarının ilkiydi. Şule yayınlarında gezinirken Ali Ural'ın kitaplarını almaya karar verdim. Posta Kutusundaki Mızıka ve Resimdeki Görünmeyen kitaplarından sonra Ali Ural'ın Cumartesi günleri Burç FM de 22.30 başlayan Yazarlığın Sırları Programında Yangın Merdiveni adlı kısa öykülerin bulunduğu kitaptan bir öykü okuyunca artık okunma sırasının Yangın Merdiveni kitabına geldiğini düşündüm.
Ali Ural kolay okunan bir yazar değil, zorluyor , yoruyor ne demek istedi acaba sorusunu çok sorduruyor. Ali Ural yazılarını ve kitaplarını okurken hep ilkokula yeni başlamış çocuk acemiliği yaşıyorum. Okumayı sökme konusunda ümitsiz anlarım çok oluyor ama pes etmeme konusunda kendime sözüm var. Sıkı Ali Ural takipçisi sayılırım . Pazar günleri Zaman Gazetesinin Pazar ekindeki yazısını okurum , Radyo programını dinlerim kitaplarını takip etmeye çalışırım . Peki nedir ondan kalanlar sana derseniz kesinlikle kabım küçük yeterince faydalanamıyorum derim.
Son söz olarak bu kitaptan alıntı ile bitirmek istiyorum. Tavsiye mi . Ne haddime....

"Onu bir kalıba sığdırmak zordu. Çok parası olmayan ama çok sorusu olan bir adamdı babam. Bir şeyi" herkesin yapıyor olması"annemi rahatlatırken ,babamı rahatsız ederdi. O, soru işaretlerini bir torba çivi gibi önümüze döker, annemle ben bu eğri çivileri çekiçle tek tek düzeltmeye çalışırdık Ama ne kadar çaba gösterirsek gösterelim sonunda yorgun düşerdik ve hala ortada cevabı verilmemiş sorular bulunurdu.
Onun  odasını kitaplar doldururdu. Bu kadar kitabı olan bir adamın , bu kadar çok sorusu olması,bana onun kafasındaki sorulara cevap değil , kafasındaki cevaplara soru aradığını düşündürürdü."