9 Nisan 2011 Cumartesi

TAHSİN YÜCEL/YALAN

Bir ara zannettim ki bir ömür bu kitap elimde kalacak ne bitirmenin keyfini süreceğim ne de okumanın.... Konusu enteresan, konuyu işleme şekli daha enteresan ama bir o kadar ağır ilerleyen bir kitap..........belki de iş itibariyle yoğun olmam okuma sürecimi etkiliyor. Bu şehre geldim geleli okudugum kitapların bana ağır geldiğini ve kitapları güçlükle bitirebildiğimi farkediyorum bu durum inanılmaz huzursuz ediyor beni. Tahsin Yücel okumaya Kumru ile Kumru kitabıyla başladım. Çok akıcıydı , çok keyifliydi. Sandım ki bu genel Tahsin Yücel tarzı. Sonra Yalan'ı akıcı olacağı ön fikriyle başladım okumaya maalesef kitap 500. sayfadan sonra açıldı. Tamamı zaten 576 sayfa:))))Yalan söylemenin ağırlığı çökerya insana Yalan da ağırlığıyla beni zorladı. Ha açıldı ha açılacak derken bir baktım 500 sayfa okumuşum Ama şunu samimiyetlesöyleyebilirim ki okumaktan dolayı asla pişman değilim hatta bitirebildiğim için çok huzurluyum. Eğer sabırlı iseniz çok enteresan ve yeni şeyler kazandıracağını düşündüğüm bir kitap..
Kitap bir film bir de roman hatırlattı bana ... Film Dövüş Kulübü kitap da Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi. Dövüş Kulübünü izleyenler bilir  iki ayrı karakterle ilerlediğini düşündüğümüz filmin sonuna doğru aslında bir kişi olduğunu öğreniriz . Bu kitapta da Yusuf Aksu ile Yunus Aksu acaba aynı kişi mi sorusunu sordurur bir süre sonra. Masumiyet Müzesine gelince  bu kitabı okumadım ama sevgilisinin eşyalarını toplamakla ilgili bi şeyler hatılıyorum . Burada da aynı duruma benzer saplantılı bi aşkla karşılaşıyoruz . Hatta biraz ileri gidersem Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonnasında Maria Puder'in tablosunuuzun süre izleyen Raif Efendiyi bile anımsattı. Artık konusuna değinecek olursam kekeme Yunus Aksu'nun Yusuf Aksu'nun hayatına dahil olması sonra çok uzun sürmeden hem Yusuf'tan hemde kendi hayatından ayrılışyla başlıyor diyebiliriz hikaye.Kitaptaki temel unsur Evrensel Dilbilim Kuramı . Bu kuramı Yunus Aksu geliştiriyor Yusuf Aksu çoşkuyla desteklemekten öte bi şey katmıyor bu kurama. Ama Yunus Aksu'nun ölümünden sonra kuramın gerçek sahibi unutuluyor ve Kuramla Yusuf Aksu bütünleşiyor. İşte Yalan konusunun buradan sonra romanın temeli olduğu anlaşılıyor. Hatta kahramanımızın şu cümlesi romanın özeti mahiyetinde "Yaşamım boyunca hiç yalan söylemedim,ama tüm yaşamım yalan olup çıktı" Yusuf Aksunun çevresindekiler onu öylesine yüceltiyorlarki , ne söylese orjinal ne yapsa bilimsel olarak niteleniyor.........Son'a doğru işler öylesine karışıyorki Yunus kim? Yunus ve Yusuf kardeş mi? Yoksa bunlar tek kişi mi? Soru işaretleri , enteresan bir bitiş ve bir başlangıçla kitap nihayetleniyor....
Kitapta ilginç bulduğum cümleler: 
"Ana ayrı baba ayrı kardeşiz"

"Durumundan hoşnut bir sürgünsünüz, ama gene de sürgünsünüz"

"Horgörü"

"Anlaşıldı zehri son damlasına kadar içeceğiz"..................

Hiç yorum yok: