23 Mayıs 2012 Çarşamba

BEJAN MATUR/DAĞIN ARDINA BAKMAK


İlkokul öğretmenimi hep hatırlarım, bende bıraktıkları için hep şükranla anarım.... 5 yıl boyunca aynı öğretmenden ders almak lüksünü yaşadım. Bizi mezun edip memleketine tayin istemişti. Bir gün sorduğu bir soru üzerine arka sokakta oturan bir komşumuzdan bahsetmiştim. Ne kadar kötü insanlar olduklarını söyledikten sonra, Kürt demiştim öğretmenim Kürt onlar çünkü. Beni uyarmıştı. Kürt olmaları yüzünden kötü olamayacaklarını, güzel bir dille benim anlayacağım şekilde anlatmıştı. Sonra o ailenin Kürt olmadığını yılar geçince anlamıştım. Sadece Kürt demek benim için kötü insan demekti o kadar. Kürt düşmanı bir ailede büyümedim  aslında ama hep bir mesafe vardı. Bahçeli, tek kat ,sıra sıra evlerden oluşan sokakta aslında Kürt ve Çerkez iki aileye ait evin tam ortasındaki evdi evimiz hala da öyle. Ama  Çerkez komşumuzla ilişkilerimiz daha sıcak, Kürt komşumuza karşı daha mesafeliyiz. Onlarda aynı şekilde bize mesafeliler. Yıllar geçti ben de öğretmen oldum. Kürt öğrencilerin Türk öğretmeni. İlk kez doğuya bu kadar yakınım. Coğrafi ve insani bir yakınlık. Şunu öncelikle belirtmek istiyorum. Hiç bu kadar değer gördüğüm bir yerde yaşamadım. Ne kendi memleketimde, ne bir yaşından yirmi yaşıma kadar büyüdüğüm ,ne okuduğum, ne ilk çalışma hayatını yaşadığım şehirde bu değeri görmedim. İnanılmaz bir saygı , değişik bir mütevazilik var genel olarak. Tabi ki bir toplum ne tümden iyi ne tümden kötü olabilir ama genel olarak insanını çok seviyorum .Kürtçe bilip bilmediğim sorduklarında nizanım diyebiliyorum ama:))Bunları niye anlatıyorum çünkü kitap konu itibariyle Kürtleri, yaşadıkları dışlanmışlık psikolojisini, çektikleri eziyetleri, isyanlarını anlatıyor. Neden Bejan Matur'dan okudum bu hassas diye diye konuşmaktan uzak ettiğimiz bu konuyu. Çünkü onun hakkaniyet perspektifinden bakabildiğine inanıyorum . Kendisi de Kürt ama milliyet ekseninden ziyade insana odaklanabiliyor. Üslubu şiirsel, etkileyici.....duruşu korkusuz. Çünkü her iki kesimden de ciddi eleştiriler alıyor. Belirtmeden geçemeyeceğim bir nokta da bu acı' dan coğrafyayı sadece bir taraf oluşturmuyor. Eksik yada fazla herkesin acıya merakı bizi bu hallere düşürdü. Egolarımıza taparken başkalarınında istekleri olabileceğini unutmamak lazım. 

Kitaptan Seçtiklerim:

"Bizim yaşadığımız kuralsız , kirli bir savaş"

"Annemin eteğini elime bağlayıp uyuyabilen bir çocuktum, büyüdüğümde o anneyi bırakıp dağa çıkabildim"

"Herkesin beynine bir karakol döşenmiş"

5 yorum:

N.Narda dedi ki...

Bize gerekli olan da bu, objektifçe,her iki tarafın birbirine empati kurarak, konuşarak çözmesi...Ama birileri bu uzlaşmanın önünü sürekli tıkamaya çalışıyor.

Bu arada resimdeki güzel adam kim ha, kim ? :))

Cemre dedi ki...

:)) güldürdün beni... dekalog man'im:))Kieslowski adlı bir Polanyalı yönetmen. Hz. Musa'nın 10 emrini anlatan filmleri var belki blirsin. Dekalogların ilki Tanrı inancını işler. iŞte o ilk filmde buzlar arasında arada bir bu güzel adam :))çıkar. Çok etkiliyor ifadesi beni.. öyle işte... hikaye basit adam ondan etkilenen kadın :))

N.Narda dedi ki...

Dekalogu bilirim de bu filmi izlememeşim demek ki :( Ben olsam ben de etkilenirdim:)

asabi bakire dedi ki...

'İnsan' olabilen zaten ırkçı olmaz.Kürt,Türk,Çerkez,Çeçen ayrımı yapmaz.Benim de çocukluğum Doğu'da geçti.Annemin görev durumundan dolayı.Ozaman da terör vardı tabi ama halklar birbirine düşman değildi.Kendini bilmezler sayesinde terör dağdan çok şehire indi,neye hizmet ettiğini bilmeden Milli mesele haline getirdiler insanların beyinlerinde ,Oysa ki Atatürk'ün 'Ey Türk Gençliği' dediği bence hepimizdik.Ne mutlu Türküm demekten gocunmayan herkes Türk.Kaldı ki gocunulack bişey değil ŞEref bence.Ayrıca bende Çeçen asıllıyım.

Cemre dedi ki...

Asabi bakire,
Irkçılık konusunda ne kadar da haklısınız.Ama ben insanların ne söylemeleri gerektiğine karışmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Kürt olup benden daha kendini Türk gören arkadaşlarım var ama Türk sözcüğünü kabul etmeyenlerde.Bence tercihlere saygı duymalıyız. Teşekkürler yorumun için...