27 Haziran 2012 Çarşamba

YAZ TATİLİ...


İki aylık tatil sürecim başlıyor yarın....İlk durak Bursa....Üniversiteyi okuduğum şehir ...sonrasında da bir çok şehre gideceğim....Mesela hiç görmediğim İzmir'e...çok sevdiğim İstanbul'a....hiç sevmediğim:) halde içinde çok değerli arkadaşlarımdan dolayı İzmit'e ve daha bir kaç şehre... en güzeli de sanırım Ramazan içerisinde olacak....hiç heyecan hissetmiyorum..bu durum biraz kızdırıyor beni.. heyecanlı, hevesli, mutlu tiplerden olmak istiyorum ben de...Bugün yaz kitaplarımı da seçtim...Underground 647 sf ve ağır ilerlediği için daha epeyce elimde olacak ..Onun haricinde ise 3 kitap seçtim

1.Barış Bıçakcı/ Sinek Isırıklarının Müellifi
2.Alper Canıgüz/Oğullar ve Rencide Ruhlar
3.Herman Hesse/Gertruh

Bloguma daha seyrek girerim diye tahmin ediyorum..Şimdiden herkese huzurlu, güzel bir tatil diliyorum...

24 Haziran 2012 Pazar

KRZYSZTOF KİESLOWSKİ/DEKALOGLAR(4.BÖLÜM)


dekalog 4
     "anne ve babana saygılı davranacaksın."

İzleyeli çok oldu ama kafamda evirip çevirmem gerekti, anlamlandırmakta güçlük çektim, yoruma çok açık bir bölümü dekalogların. Ortada bir mektup var ve bolca şüphe ve olmaması gereken hisler. Birinin ebeveyn konumunda olması için illaki biyolojik olan görevini yapmış olması mı gerekiyor. Kızın son sahnelerin birinde Baba diye bağırması ve mektubu yakmaları çok anlamlı geldi bana, diğer türlüsü olsaydı ahlaki anlamda çetrefilli bir durum söz konusu olacaktı....İzleyin ve düşünün bana da  siz ne anladınız anlatın:))

22 Haziran 2012 Cuma

TURGUT UYAR...



                                      Luna gönderdiğinden beri her gün dinliyorum...iyi geliyor:)
                                                                 teşekkür ederim:)

18 Haziran 2012 Pazartesi

AYFER TUNÇ/ BİR DELİLER EVİNİN YALAN YANLIŞ ANLATILAN KISA TARİHİ


Yeşil Peri Gecesi ile çok sarsmıştı beni Ayfer Tunç. Bu 2. kitap. Uzun ismi kalıplı yapısı hiç korkutmasın. Akıp giden bir kitap. Ben 10 günde okudum ama misafir ağırlama ve güneydoğuda sıcaklığın tavan yaptığı bir döneme denk gelmesi biraz süreci uzattı. Ama sanırım artık hangi kitapların bana daha çok hitap ettiğini anlamaya başladım. Çok akıcı, inanılmaz bir kurgu ve zeka ürünü olan bu eser temelde beni pek tatmin etmedi. Ben bu karakter ve anlatım yoğunluğundan ziyade bir kaç karakterde derinleşen eserleri daha çok seviyorum..Mesela Hesse romanları bu yüzden beni çok tatmin ediyor.Tekrar kitaba dönecek olursam uzak ve yakın tarih aralığında  bunca insanı birbirine bağlayarak ve insan karakteri üzerine gözlemlerin bende hayranlık uyandırdığını da belirtmek istiyorum. Buluşun eksik kalmasın Ayfer Tunç okumaları...

Kitaptan Seçtiklerim:

Aşk beden gibiydi. Öldü mü ölüyordu.

Artık hiç kimse, dinlediği konuşmalarda mantık silsilesi aramadığı, bulacak olsa da takip etmeğe üşendiği için, renkli anlatımlarla, küçük anekdotlarla, internetten indirilmiş basit resimlerle süslediği konuşmalar geniş ilgi görüyor.

16 Haziran 2012 Cumartesi

KİM Kİ DUK/İLKBAHAR, YAZ, SONBAHAR, KIŞ VE İLKBAHAR


Bir Kim Ki Duk filmi daha. Sevgili Gizem twitterdan hey Kim Ki Duk'un Trt 1 de filmi var:)) diye sağolsun haber vermesi üzerine geç bi saatle olmasına rağmen izledim . Odam büyük, tv 37 ekran ve gözlerim de miyop olunca:)) o güzelim görselliğe tam nüfuz edemedim. Ama Kim Ki Duk yine yapmış yapacağını. Bir döngü filmi olarak değerlendirebiliriz. Aslında hayatın dışında yaşamaya çalışan iki insanın nasıl da hayatta temel olan duygular ve hırslar içerisinde olabileceğini çok güzel vermiş. Ben en çok çocuğun hayvanlara eziyet etmesinin ardından adamın ona bunun yanlışlığını uygulamalı gösterdiği sahneyi sevdim. O bölümü kesip öğrencilerime de izletmek istiyorum. Mutlaka buluşun. Sırada Zaman filmi var.. En kısa zaman da onu da izlemek istiyorum...Ve tekrar tekrar bu filmler izlenmeli diye düşünüyorum...

15 Haziran 2012 Cuma

AYDIN SAYMAN/JANJAN


2006 yapımı olan bu filmi ben hiç duymamıştım. Bu aralar film alış-verişleri yapıyoruz okuldan arkadaşlarla. O şekilde elime geçti. Öncelikle filmin beni çok rahatsız ettiğini belirtmek istiyorum. Yaşlı bir adamın sadece zengin olmasının sağladığı bir güçle 17 yaşında genç bir kızla evlenmesi söz konusu. Anne kızına, sayesinde ev sahibi olup rahat ettiklerini söylüyor. Çocuklarını yatırım alanı gören aileler büyük bir yanılgı içerisinde .Bu ülkemizde başlı başına düşünülmesi gereken bir konu. Gerçek adı Sadık olan ama köylünün Janjan dediği deli ama genç bir delikanlı var kızın(Güzel'in) gelin gittiği evde. Herkesten kaçırabildiği genç karısını  Almanyada ki abisinden emanet olarak baktığı Janjandan koruyamıyor Murtaza. Ve köylü. Bence filmin dikkate alınması gereken en önemli noktası. Bizim toplumun hiçte abartmadan panoramik bir görüntüsünü sunuyor yönetmen. Önce kışkırtıp sonra ahlak abidesi kesilen köylü marifeti! ortaya çıkınca eziyette sınır tanımıyor Janjan' a. Sonra Janjan ile Güzel'in  akıl almaz sonu onları öylesine etkiliyor ki tövbe edip imana!! geliyorlar:) Oyunculuklar tartışılır ama büyük beklentilerle izlemezseniz beğenirsiniz diye tahmin ediyorum.Ben filmin müziklerini de ayrıca çok beğendim....


14 Haziran 2012 Perşembe

KİM Kİ DUK / FEDAKAR KIZ


Filmi izlemeye başlayınca yarım bıraktığım filmlerden biri olduğunu anladım. Neyse baştan sona tekrar izledim. 2004 Güney Kore yapımı.Boş Ev ve Yay'ı izleyenler bu filmi pek beğenmemiş. Ama kesinlikle o iki filmle karşılaştırılmamalı. Tek başına değenlendirilmeli Fedakar Kız. Kim Ki Duk izleyenler bilir suskun filmler yapar. Bu konuşkan bir film. Didaktik öğeler içeriyor dikte etmeden ve de sorumluluğun herkeste olduğu düşüncesiyle birlikte veriyor ama bu öğeleri. Hz. İsa'nın Günahsız olan ilk taşı atsın sözüne ithafta bence bundan kaynaklanıyor. Kimsenin kimseyi yargılayacak ne hakkı ne de yüzü var. Gerçi geçenlerde nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama Hz. İsa'nın bu sözüyle ilgili şimdi söylese Hz. İsa bir çok insan taş atmaktan geri durmaz denmiş. Artık karanlık hayatlar, karanlık kişilikler içerisinde temizim rolü oynanıyor ve eleştirinin etiği yerle bir ediliyor. Ağzını açan ahlak bekçiliğine soyunuyor. Konu enteresan...Afiş enteresan ... Baba ve çektiği acı çok sahi.. Sonu çarpıcı....Ezcümle buluşun....

12 Haziran 2012 Salı

DAVİD LEAN/ARABİSTANLI RAWRENCE


1962 İngiltere yapımı ve oscar almış bir film. Yaklaşık 3,5 saat sürmesiyle sabrı zorlasa da bence inanılmaz bir film. Ben uzun olması problemini!her zaman ki gibi bölerek çözdüm. Tam 3 gün de bitirebildim. 1. dünya savaşında Türklere karşı Arap- İngiliz ittifakını görüyoruz. Türk basınından ve Türklerden de epeyce eleştiri almış . Olayın hiç o boyutuna girmeden, hamasi söylevlere girişmeden filmin bende bıraktıklarını anlatmak istiyorum .Çöl ve çöllere adeta döşenmiş taştan tepeler.. Çöl ve üzerindeki gölgeler...Çöl ve develer..... tek kelimeyle büyüleyici. Yürümek istedim o çöllerde o derece.... Kahramanımız ve gözleri süperdi ayrıca:) Buluşun bu filmle...

8 Haziran 2012 Cuma

SELÇUK ALTUN/"YALNIZLIK GİTTİĞİN YOLDAN GELİR"


Şiire, şiir kitapları alacak kadar merak sardığım bir dönemdeyim. Mesela geçenlerde gece gece uğradığım kitapçıdan şiir kitabıyla ayrıldım. Bu kitabın da tesadüfen bu dönemime denk gelmesi güzel oldu ama, fakat, lakin beni biraz zorladı... Kitabın adı Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir Oktay Rifat'ın şiirinden bir dize.. ve çok yoğun bir şekilde Oktay Rifat ve ona beslenen hayranlıkla karşılaşıyorsunuz. İlk başlarda kitapta adı geçen yazar, şair, müzisyen, ressam isimlerini not ettim ama paragraf paragraf devamı gelince pes ettim.. Bi de kocaman pes yani dedim .. Kaynakça gibi kitap mübarek.. Hiç bilmediğim bilmek bir yana duymadığım onca isimle karşılaştım. Bir yandan yazar kültürü olması açısından bu durumu takdir etsem de diğer yandan akıp giden hikayeyi zorladığını düşündüm. Kitap tutkunu bir adamın serüveni şeklinde özetleyebilirim kitabı ve buluşmanızı da tavsiye ederim... Kültür şoku yaşatabilir benden uyarması.. Zaten adı sık sık geçen yazarları araştırıp yeni ufuklar açmak istiyorum :))

Kitaptan Seçtiklerim:

Tarihi "bugünden" coğrafyayı, "bu yerlerden"kaçış umudu çağrıştırdıkları için severek okudum.

Zaten bu ülkede sevilmek ve sayılmak için sussan yeter!

7 Haziran 2012 Perşembe

KRZYSZTOF KİESLOWSKİ/ DEKALOGLAR(3.BÖLÜM)


3. emir:"altı gün çalışacaksın, bir gün dinleneceksin"

Aslında izleyeli epeyce oldu ama şimdi yazabiliyorum. İlk 2' si kadar vurucu bir etki oluşturmasa da üzerimde yalnızlığı ve yalnızlığın insanlara neler yaptıracağını anlatması bakımından önemli gerçekten. Noel gecesinde başlar ve biter her şey ....

3 Haziran 2012 Pazar

SEMİH KAPLANOĞLU/BAL


Üçlemenin son filmi Bal' ı da izledim bugün. Biraz zaman geçtikten sonra Bal, Süt ve Yumurta şeklinde tekrardan izlemek istiyorum üçlemeyi. Bal Yusuf'un çocukluğuna götürüyor bizi. Mükemmel bir çocuk seçilmiş bu rol için. İfadeler , mimikler son derece hoştu. Karadenize gitmedim. O yüzden coğrafyası çok ilginç ve uzak geliyor bana. Yeşil , yeşil.... Nedense film boyunca o ormanların içerisinde yaşayan hayvanları düşündüm. Ve bu beni rahatsız etti:))) Haşerat, börtü böcek, doğal köy yaşantısı sanırım sevmiyorum. Hz. Yusuf kıssasının günümüz yorumu şeklinde algıladım ben filmi.. Derin ve izlenesi bir film...

ASLI ERDOĞAN-KABUK ADAM


"Yaşama kabızlığı"  ... ben bu ifade için bile  bu kitabı defalarca okuyabilirim. Uzun süredir bir kitap için sabahlamadım.....Öyle bi halde bıraktı ki... Abartmak istiyorum .... Bir cümle dahi olsa bu kitaptan herkesin nasipleneceğini düşünüyorum....
 Ve Kabuk Adam....Kabuk Adam'ın kaybolmasına yol açan cümle.. O cümlenin ağlamaktan başka tepki verilemeyen komikliği!! Hayatta en derin hangi duyguyu tattın deseler özlemek derim.. sevmek değil, aşık olmak değil kesintisiz bir özlem.... Bu kitap en hassas noktamdan yakaladı beni.. Belki de bu kadar etkilenme sebebim bu.... acıtıyor ama kayıtsız kalmayın buluşun .....

Kitaptan Seçtiklerim:

"Hayatımı, bir sigara gibi orta yerinde fırlatıp bir yenisiyle değiştiremezdim ki.Hayat ciddi bir iştir!"

"Umutsuzluk değil seninki, sadece bıkkınlık. Yaşayan herkesin umudu vardır"

"Bir fırça dokunuşu zencilik var onda"

"Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlıkta onun dışavurumlarından biridir"

2 Haziran 2012 Cumartesi

SEMİH KAPLANOĞLU/SÜT


Yusuf üçlemesinin 2. filmi Süt' ü izledim...yaklaşık 1o saat süren  elektrik kesintisi biraz da teşvik edici oldu. Çünkü ilk filmini sevmemiştim. Yumurtayı yani. Bazı özel sahneler var evet ama bütününde bir şeyler bırakmamıştı bana....Süt beni çok şaşırttı açıkçası... İlk sahneden son sahneye kadar büyük bir ilgi ile izledim ve de etkilendim... Yusuf'un gençlik hallerini izliyoruz. Annesiyle birlikte hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Yusuf bir yandan şiir yazıyor .. Anne hayatına kendince ayar veriyor ama Yusuf arafta....Hele o girişteki sahne... Buluşun bu filmle de...

1 Haziran 2012 Cuma

MEHMET ANIL- BİTİK


Vurulduğum cümleler oldu... Tespitler oldu işte tam da bu aradığım dediğim. Ve insan. Saçma sapan hallerimiz. Başkasında görünce ağzımı kocaman açıp bi ton laf ettiğimiz hallerimiz. Her eylem kendi içinde tutarlıdır ama biz nedense insanları amansız bir değerlendirme yarışı içerisindeyiz. Bir de güzelliklerden ziyade açık arama, şaşırma tutkumuz var maalesef. Bir adamın taa baştan  amacına ulaşmayacağı belli bir eyleme başlamasıdır özetle Bitik. Karısına yeniden aşık olmak isteyen bir adamın çarpık, saçma ama  kendince mantıklı! bir serüveni. O konuşurken, yani içindeki girdaba şahit oldukça kahramanla bir bütünleşme oluyor. Bende de bitmişlik duygusu oluşturmadı değil hani....Böyle kitapları seviyorum neden mi ? Bana insanı, yaşamı anlamak yerine  daha doğrusu anlamlandırmak yerine herşeyi olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini ve herşeyin yaşanabileceğini gösteriyor. Daha az şaşırıyorum artık daha az kesinlikle.. İnsan varsa tuhaflık yok!!!! Buluşun derim bu kitapla da...

Kitaptan Seçtiklerim:

"Mekanlar eski duyguların gizlenip bekleştiği yerlerdir."

"İnsan her fikre alışır bir kez dile getirilsin yeter"

Not: Kitaplığım çöktü:( sevindirici yanı kitaplarım zarar görmedi...