16 Şubat 2017 Perşembe

TAHSİN YÜCEL/MUTFAK ÇIKMAZI



Bize yüklenen rolleri sorgular Tahsin Yücel hemen hemen her romanında. Bıyık Söylencesi romanı sonrasında başarısının uzantısı insanlardan, güzelliğinin, yakışıklılığının uzantısı, soyunun uzantısı insanlardan bahsetmiştim.Sahip olduklarımıza fazla değer verilmesi bizim hayattaki konumumuzu nasıl etkiliyor üzerinden ilerlemişti kitap burada ise birileri bizim için hayal kuruyor biz başkaları için hayaller kuruyoruz ve karşımızdaki kişi bunun dışına çıktığında -çıkması çok mümkün değil de çıktı diyelim- mağdur olan biz oluyoruz hayallerimiz yıkılıyor meselesi var .


Mutfak Çıkmazı' nda İlyas Divitoğlu  üzerine hayaller kuruluyor, İlyas ise aşk üzerine yaşadığı hayal kırıklığını bahane edip restini çekiyor. Bildiğimiz türden bir rest değil ama, yemek yaparak kaçıyor 'anlam'larımızdan. Onu bu illetten! kurtarmaya çalışan elbetteki birçok insan oluyor. Mutfak Çıkmazını okurken Oblomovluk kolay değil dedim. Biz nasıl olursa olsun toplumsal kabuller doğrultusunda ilerleyen insanlara saygı duyuyoruz ister ahlaki olsun uğraşıları ister gayriahlaki ama ben yaşamın kenarında duracağım derse biri saygı duymak bize yakışmıyor diyor kollarımızı sıvıyoruz. 

9 Ocak 2017 Pazartesi

MUSTAFA KUTLU/MAVİ KUŞ




Toplu taşıma araçlarına bindiğimde ekseri şöyle düşünürüm. Bunca insan şu anda nasıl burada olabiliyor. Aslında orada olanların tam o an orada olmayı planlayanlar olmadığını es geçiyorum. Otobüsünü kaçıranların telaşlı ifadesi ile ben asla bekletmemcilerin, kibirli,azar kaymaya hazır ifadeleri:) yan yana gider.
Mavi Kuşta ise durumlar biraz daha farklı. Bir kasabadan bir köyden kalkan otobüse kimlerin bineceği nereye gideceği aşağı yukarı bellidir. Benim yukarıda bahsettiğim nasıl olur da bunca insan aynı anda bir araya gelir mevzusu fazla şehirsel kalır bunun yanında çünkü herkesin hikayesi bellidir, herkes bellidir. Mustafa Kutlu önce kasabayı insanlar üzerinden hızlıca  tasvir eder, kasabayı dolaşıp meydana çıktığımızda tabiri caizse dökük bir otobüsle karşılaşırız. Kutlu her bir sokaktan hikayelerini yanına katmış insanları usul usul yerleştirir Mavi Kuş'a. Tıpki şoför Kenan'ın aldırış etmez, evmez haliyle. Otobüs varınca gideceği yere zaten diyoruz keşke bu otobüs bu yolcularla böyle devam edip gitse. Hastalık, sağlık, kızgınlık, merak, köşeyi dönme, tutsak etme, kaçma hikayeleriyle. Sonunu maalesef sevemedim. Karakterler muhteşem, hikaye çok güçlü, hikaye çok yalın, bir milyon tane hikayeyi bu kadar anlaşılır ve samimi nasıl bir arada bir hikaye altında anlatır yazar diyorsunuz okurken,  anlatıyor Mustafa Kutlu, hep anlatsın.....