26 Mayıs 2012 Cumartesi

3. DİYARBAKIR KİTAP FUARI VE BİZ:))


Bu gün o özel gün. Günler öncesinden gitmeye niyetlendiğimiz kitap fuarı için çıktık yollara kitap sever arkadaşımla.... eee haliyle şehir değiştirecek olunca sabahtan yollara koyulduk... öyle güzel bir hava vardı ki Diyarbakırda. Sıcaktan pişeceğiz diye düşündük ama serin serin esti mübarek rüzgar:)) 5 taneden sonra haram olsun dedim kitap almak:) demez olaydım:) sizlere haram kitaplarımı okuyup paylaşacağım ... artık yorumlarımı okuyup okumamayı size bırakıyorum:))

Aldığım Kitaplar:
1. Ayfer Tunç- Suzan Defter
2. Bilge Karasu- Ne Kitapsız Ne Kedisiz
3. Tahsin Yücel- Bıyık Söylencesi
4. Tahsin Yücel- Mutfak Çıkmazı
5.  Dostoyevski-Yeraltından Notlar
6. Tezer Özlü- Çocukluğun Soğuk Geceleri
7. Dücane Cündioğlu- Bir Babed İşçisi
8. Dücane Cündioğlu- Hz. İnsan
9. Birhan Keskin- Y' ol
10.  Hatice Meryem- Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun
( not: Son kitap günün anısına arkadaşımla ortak aldığımız kitap:))

Allahım kitapları var eden zihinler yarattığın için sana teşekkür ederim:))

Kendi alanımla ilgili olanları yazmadım... 


24 Mayıs 2012 Perşembe

KRZYSZTOF KİESLOWSKİ/ DEKALOGLAR( 2. BÖLÜM)


2.emir: " Tanrı'nın adını boş yere ağzına almayacaksın"

1. dekalogtan çok etkilenmiştim. Allah inancı ancak bu kadar güzel anlatılabilir demiştim. Blog fotoğrafım oradaki oyuncunun fotoğrafı. Bugün ikincisini izledim. Böyle bir sinema dili geliştirilmiş olması beni çok etkiliyor. Fotoğraftaki sahneyi izlerken kocaman bir coşku hissettim yüreğimde. Umut neredeyse bitmişken yeniden doğuş bu kadar güzel anlatılabilirdi. Lütfen izleyin demekten kendimi alamıyorum. Hikayeye değinecek olursam bir kadın var ölümcül hasta olan kocası ve hamile kaldığı sevgilisi. İkisine de aşık. Öyle olduğunu söylüyor. Çektiği acıdan, sıkıntıdan iki adamında hayatında ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Bir de doktor var ... iki paralel hikaye ... doktordan kocası hakkında net bilgi istiyor... ya çocuk ya kocasını seçmek zorunda... Sonu... size bırakıyorum ...ertelemeden buluşun... 

23 Mayıs 2012 Çarşamba

BEJAN MATUR/DAĞIN ARDINA BAKMAK


İlkokul öğretmenimi hep hatırlarım, bende bıraktıkları için hep şükranla anarım.... 5 yıl boyunca aynı öğretmenden ders almak lüksünü yaşadım. Bizi mezun edip memleketine tayin istemişti. Bir gün sorduğu bir soru üzerine arka sokakta oturan bir komşumuzdan bahsetmiştim. Ne kadar kötü insanlar olduklarını söyledikten sonra, Kürt demiştim öğretmenim Kürt onlar çünkü. Beni uyarmıştı. Kürt olmaları yüzünden kötü olamayacaklarını, güzel bir dille benim anlayacağım şekilde anlatmıştı. Sonra o ailenin Kürt olmadığını yılar geçince anlamıştım. Sadece Kürt demek benim için kötü insan demekti o kadar. Kürt düşmanı bir ailede büyümedim  aslında ama hep bir mesafe vardı. Bahçeli, tek kat ,sıra sıra evlerden oluşan sokakta aslında Kürt ve Çerkez iki aileye ait evin tam ortasındaki evdi evimiz hala da öyle. Ama  Çerkez komşumuzla ilişkilerimiz daha sıcak, Kürt komşumuza karşı daha mesafeliyiz. Onlarda aynı şekilde bize mesafeliler. Yıllar geçti ben de öğretmen oldum. Kürt öğrencilerin Türk öğretmeni. İlk kez doğuya bu kadar yakınım. Coğrafi ve insani bir yakınlık. Şunu öncelikle belirtmek istiyorum. Hiç bu kadar değer gördüğüm bir yerde yaşamadım. Ne kendi memleketimde, ne bir yaşından yirmi yaşıma kadar büyüdüğüm ,ne okuduğum, ne ilk çalışma hayatını yaşadığım şehirde bu değeri görmedim. İnanılmaz bir saygı , değişik bir mütevazilik var genel olarak. Tabi ki bir toplum ne tümden iyi ne tümden kötü olabilir ama genel olarak insanını çok seviyorum .Kürtçe bilip bilmediğim sorduklarında nizanım diyebiliyorum ama:))Bunları niye anlatıyorum çünkü kitap konu itibariyle Kürtleri, yaşadıkları dışlanmışlık psikolojisini, çektikleri eziyetleri, isyanlarını anlatıyor. Neden Bejan Matur'dan okudum bu hassas diye diye konuşmaktan uzak ettiğimiz bu konuyu. Çünkü onun hakkaniyet perspektifinden bakabildiğine inanıyorum . Kendisi de Kürt ama milliyet ekseninden ziyade insana odaklanabiliyor. Üslubu şiirsel, etkileyici.....duruşu korkusuz. Çünkü her iki kesimden de ciddi eleştiriler alıyor. Belirtmeden geçemeyeceğim bir nokta da bu acı' dan coğrafyayı sadece bir taraf oluşturmuyor. Eksik yada fazla herkesin acıya merakı bizi bu hallere düşürdü. Egolarımıza taparken başkalarınında istekleri olabileceğini unutmamak lazım. 

Kitaptan Seçtiklerim:

"Bizim yaşadığımız kuralsız , kirli bir savaş"

"Annemin eteğini elime bağlayıp uyuyabilen bir çocuktum, büyüdüğümde o anneyi bırakıp dağa çıkabildim"

"Herkesin beynine bir karakol döşenmiş"

20 Mayıs 2012 Pazar

KYUNG-SOOK SHİN/ LÜTFEN ANNEME İYİ BAK


6 yıldır ailemden ayrı yaşıyorum.... Baba ocağından çıkalı   değiştirdiğim 3. şehir..... ve şunu biliyorum ki artık herhangi bir şehre gidip yardım almadan yerleşip rahatlıkla yaşayabilirim.....artık o kadar bireysel yaşıyorum ki ailemden hayatımı kolaylaştıracak teklifleri geri çeviriyor sadece onların beni ziyaret etmesine razı oluyorum...bu kitabı okumadan öncede bu konuda  kendimi sorguluyordum zaten, o yüzden okuyup bitirince oturdu içime bir şeyler... annemi çok özlememe rağmen ona hiç özlediğimi söylemiyorum mesela......içim titrerken içten içe dışarıdan çoğu kez duygusuz ve ulaşılmaz bir görüntü çiziyorum......Konuya girmeyeceğim sadece şu soruyu sorarak bitireceğim... Anneniz kaybolsaydı?

Kitaptan Seçtiklerim:

"Hayatın boyunca karının önünden yürüdün."

"Beklenmedik olaylarla karşılaşmak demek, bu olaylar üstüne yeterince düşünmemek demek."

17 Mayıs 2012 Perşembe

ERGİSOY ACARBAŞ/EVVELİM SEN OLDUN AHİRİM SEN



                                                   Beni bırakmayan türküler var...

İSKENDER PALA/ ŞAH&SULTAN


Yakın zamanda okuma niyetim yoktu açıkçası. Ama fikirlerine çok değer verdiğim bir arkadaşım çok beğendiğini , onda çok özel bir yer ettiğini söyleyince bende meraklandım . Ve başladım güzelce okumaya... Sanırım yanlış bir zamana denk geldi... Biraz mızmız biraz hastalıklı bir dönemimde okumaya çalıştım. Haliyle bitirmekte güçlük çektim. Genelde çok kısa sürede çok da etkilenerek okunan bir kitabı, hemen hemen hiç etkilenmeden ve tabiri caizse sürüne sürüne okudum. Çözemedim bu durumu açıkçası. 
Konuya gelecek olursak Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail'in  iktidar mücadelesi etrafında dönüyor hadiseler. Başlarda birbirinden çok bağımsız gibi görünen karakterler kitap ilerledikçe anlam kazanıyor. Aşk, sevgi , kardeşlik, ikilik teklik, alevilik sünnilik gibi hassas konulara değiniyor Pala. Hasan ile Hüseyin ile kardeşlik ve ikiliğin tekliğe dönüşüşünü okurken merkezde Taçlı olan etrafında aşkından deli divane Şah'ı Selim'i okuyoruz.... Ve Kamber Can....onun sevgiyi arayışını değilde yıldız torbasını sevdim ben... Ne yazsam sanki kitaba zarar verecek diye düşünüyorum.... buluşun ve siz karar verin nasıl bir kitap olduğuna derim ben :))

Kitaptan Seçtiklerim:

"Dost zebun düşman kavi"

"Her şafak elinde fenerle gelen bir hırsız gibidir, ömürleri çalıp götürür"

12 Mayıs 2012 Cumartesi

MARYAM CHEMİRANİ - CHABİ MAJNOUN

Sabah Nehir İda' nın blogunda gezinirken dinledim.....Bilindik bir türkü ama bu yorumu da çok beğendim ...  Tekrar tekrar dinlemekten kendimi alamıyorum.....

5 Mayıs 2012 Cumartesi

YİNE KİTAP ALDIM:))


Bu gün fotoğrafçılıkla ilgili bir kitabın siparişini vermemi isteyince arkadaş, ben de dayanamadım kendime de kitaplar aldım.....borçlu ama mutlu bir okuyucuyum:)))

1. İvan Gonçarov-Oblomov
2.A. Ali Ural -Ejderha ve Kelebek
3.A. Ali Ural -Fener Bekçisinin Rüyaları
4. Aslı Erdoğan- Kabuk Adam
5. Alper Canıgüz- Oğullar ve Rencide Ruhlar

METİN&KEMAL KAHRAMAN-HALA BÊRÊ

Ben bazen çok sıkılıyorum.... Başkalarının acısı üzerine ahkam kesenlerden... aslında bazen değil her zaman ....Niye bu ülkede var mı yok mu diye tartışırız... Herkesin acısı önemlidir der Tahsin Yücel.... hissediliyorsa büyük küçük, önemli önemsiz, gerekli gereksiz demek acılara...off ne kadar da sinir bozucu....
" Acı dışında her şey muamma"...denmiş... ne güzel söylenmiş...


4 Mayıs 2012 Cuma

EMİN İGUS-DUT AĞACI


Sese ve sözlere bak... ortasındasın ... etkisinden kenara çekileyim desen.. ortasındasın işte... Bir de Abbas Kiyarüstemi'nin Kirazın Tadı filmini anımsattı bana.....  o da ne ilginç ne güzel bir filmdi..

3 Mayıs 2012 Perşembe

TIM PARKS- KADER


Bir adamın karanlıklarında koşmak.......bir adamın zihninde yorulmak.....iç sesi soluksuz kalana dek konuşan bu adama,  daha doğrusu insanı ve yaşamı deşelerken ortaya çıkan o kokuya ve o zihne tahammül etmek ....  İnanılmaz bir eser....
İngiliz Chris ve İtalyan Mara'nın evliliği... Şizofren oğulları Marco, evlat edindikleri Paola......ülkeler, ülkelerin kişiliklere farklı sirayetleri... farklı kültürlerin bir arada olması neticesinde birbirini anlamadan sürdürülmeye çalışılan gergin hayatlar...... evrensel kümenin ayrık elemanları gibi... İntihar eden oğlunun haberini alan Chris artık evliliğim bitti der ve başlar onun karanlığındaki körebe oyunu.... Ulusal kimlik ve davranışların öngörülebilirliği üzerine şaheser yazma planları yaparken ve planlarına hizmet ederken; hayatını, olanları yorgun bir zihinle sizi de yorarak anlamaya koyulur..... Elimde kalem hiç eksik olmadı okurken ... tespitler...inanılmaz tespitler.... bu karanlık zihnin insana yol gösterecek aydınlık fikirleri çok şaşırtacak.....en kısa sürede buluşun derim...

Kitaptan Seçtiklerim:

Acımız dışında her şey bir muammadır.

Hem bir ceset hem bir akbaba.

Birine benzemek onu anlamak değildir.


2 Mayıs 2012 Çarşamba

THE CRANBERRIES - SHATTERED

           

Çekil, git, git 
yolumun sonunda bir zirve var....

Bu ara bunu dinliyorum bi de Sevgili Luna'nın blogunda çalan Neden'i....off ... çok güzeller.....

1 Mayıs 2012 Salı

VALERİE FARİS, JONATHAN DAYTON/ LITTLE MISS SUNSHINE


Yine bir bölümünü izleyip bıraktığım bir filmdi Küçük Gün Işığım.........pişman oldum şimdi izleyince tamamını..... çok tatlı bir film..... İnsanları kazananlar ve kaybedenler şeklinde ayıran bir baba, 9 aydır konuşmayan ve hedefine kilitlenen abi, gay Frank amca, kötü alışkanlıklarına rağmen kendini sevdiren grandpa:) veee inanılmaz bir anne.... anneler bambaşka:)) ben çok sevdim... gülümsemek, hayattaki roller üzerine düşünmek, kazanmak gerçekten olmazsa olmaz bir şart mı? şu hayatta diye sormak için biraz da acaba neler olacak diye heyecanlanmak için mükemmel bir film...... buluşun bu filmle de....

not: rahatsız edici ifadeler geçiyor arada.. benden uyarması ...