14 Mayıs 2011 Cumartesi

ERDAL ÖZ/GÜLÜNÜN SOLDUĞU AKŞAM


Anı türünde yazılmış bir eser Gülünün Solduğu Akşam. Yakın tarihe dair siyasi olaylar ilgimi çekiyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının davalarından ziyade maruz kaldıkları haksızlık dikkatimi çekiyor aslında.İnsani boyut yani. Ne yalan söyleyeyim 68 kuşağı ve onun öncülerinin ileolojilerini benimsemesemde asılmadan önce darağacında kahrolsun Faşizm derken bu üç insan,onlara eşlik etmek istedim. Sırrı Süreyya Önder bir keresinde en aşağılık ideolojidir demişti faşizm hakkında bir programda öylesine yürekten katılıyorumki bu görüşe ..... Doğuştan getirdiğimiz özellikler üzerine böylesine dünyayı kana bulayan ideolojiler geliştirmenin anlamını çözmedim henüz. Irkım, rengim, kaşım, gözüm , miletim.................hepsi gelip geçici konup göçücü şeyler. Amerikada zencilerin günahkar insanlar olduklarından kara olarak dünyaya geldikleri söylenirmiş. Doğarken yenilmiş insanlardan geçilmiyor dünya. Ne büyük haksızlık..............bir yandan da
islam peygamberi'nin veda hutbesinde artık insanlara son mesajlarını verirken dedikleri..... aradaki aşılmaz fark
"Ey insanlar!
"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap
olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin
da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda
en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir.
"Azasi kesik siyahî bir köle basinıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu
dinleyiniz ve itaat ediniz.
"Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine
suclanamaz.
Tekrar dönelim kitaba. Kitapta Erdal Öz'ün özellikle Deniz Gezmiş le yaptığı konuşmalar var (Ceza evinde bir müddet kaldıkları süre zarfında)Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan Hüseyin İnan'ın asılışları ..........ve ailelerine yazdıkları mektuplar ..........onlar asılma
öncesinde imam dahi istemezken ailelerin gömülme esnasında dini ritüellere nasıl bağlı oldukları........Kitap bittikten sonra Soner Ylçın'ın Oradaydım Belgeselinde Deniz Gezmiş ve arkadaşalrının avukatlığını yapmış Halit Çelenk'le olan bölümünü izledim.... kitapta da diğer avukatları  Mükerrem Erdoğan'ın idam öncesi ve sonrasını anlattığı bir bölüm var .......Gerçekten üzücü.........Avukat tutamıyor gözyaşlarını , infazdan sonra 3 ay uyuyamadığını söylüyor......insan insanın gerçekten kurdu oluyor..........
Kieslowski'nin Öldürme üzerine Kısa bir filmi geldi aklıma kitabı okurken. Ne çok etkilenmiştim.......O filmde toplumdan kopuk yaşayan genç bir adam, görünürde sebepsiz yere bir taksi şoförünü öldürür. Bu vahşice cinayetin ardından yakalanan gencin savunmasını idealist bir avukat üstlenir. İdam'ı , öldürenin öldürmesini yine ölümle cezalandırma sorgulanır....
Kitapla ilgili sıkıntım içine pek alamamsı oldu beni ... Yani anı olması belkide konuların işlenişini hızlı ve yavan hale getirmiş. Sonlara doğru daha iyi olduğunu söyleyebilirim.

Bir akşamüstü
oturup
hapisane kapısında
rubailer okuduk Gazali'den
"Gece:
büyük laciverdi bahçe.
Altın pırıltılarla devranı rakkaselerin .
ve tahta kutularda upuzun yatan ölüler."
NAZIM HİKMET

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bu kitabı 97 de okumuştum ve çok beğenip herkese hediye etmiştim.insanlar nasıl oluyorda başkalarının hayatıyla ilgili kesin karalar varebiliyor.Ölümüne,öldürülmesine ve devlet olarak nasıl öldürüleceklerine...

Cemre dedi ki...

hayatlarımız başkalarını nasıl mahkum ederiz mantığı üzerine kurulmuş gibi....ideolojilerden insani boyuta nasıl gececeğiz bilmiyorum....ilginze teşekkürler...